Hukuktan önce bilinç gerekiyor

Dr. Av. Muhammed Hardalaç- Ülkemizin sınırları içerisinde gün yüzüne çıkarılmış ya da çıkarılmayı bekleyen sayısız miras bulunuyor. Dünden bugüne, bugünden yarınlara aktarılmaya çalışılan bu kültürel miras; insanların değerleri, inançları, bilgileri, gelenekleri, mimarileri, yönetimleri, faaliyetleri ve daha pek çok konu hakkında geçmişe dair bilgi sahibi olmamızı sağlıyor. Osmanlı Devleti’nde Tanzimat ile birlikte Avrupa’dan da etkilenmiş olan eski eser anlayışı, reformlar sürecinde ele alınmış ancak eşzamanlı olarak maalesef Avrupalı araştırmacılar tarafından Osmanlı coğrafyası yağmalanmaya başlanmıştır. Avrupa’da gelişen müzecilik anlayışı ve devamında ortaya çıkan kültür varlığı talebinden en çok zarar gören devletlerin başında Osmanlı’nın geldiğini söylemek yanlış olmaz. 1874 yılında çıkarılan Âsâr-ı Atîka (Eski Eserler) Nizamnâmesi’nde “eski eser” ve “define” araştırması yapmak isteyenlerin Maarif Nezareti’nden izin almalarını gerektiği hükmünün belirlenmesine kadar, eski eserlerin araştırılması ve yurt dışına çıkarılmasını engellemeye ilişkin önlemler istenen düzeyde olmamıştır. Maalesef dünyada ve ülkemizde kültürel mirasın korunması konusu güncelliğini yitirmiyor. Bunun en önemli sebebinin de kültürel varlık kaçakçılığı yapanlar, kaçak kazıcılar ya da yasal izni olmayan defineciler olduğunu söyleyebiliriz. Definecilik ülkemizde yasaklanmamış olup bu konuda hukuki düzenlemeler yapılmıştır. Türk Medeni Kanunu’nun 772. maddesi, “Bulunmalarından çok zaman önce gömülmüş veya saklanmış olduğu ve duruma göre artık malikinin bulunmadığı kesin olarak anlaşılan değerli şeyler, define sayılır. Bilimsel değer taşıyan eşyaya ilişkin hükümler saklı kalmak üzere define, içinde bulunduğu taşınmaz veya taşınır malın malikinin olur” şeklindedir. Define arama vatandaşlara bir hak olarak verilmiş, bu da kanun ve yönetmelikle düzenlenmiştir. Define aramak isteyenlere “korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlığı olarak belirtilen yerler ile tespit ve tescil edilen sit alanları ve mezarlıklar dışında define arama ruhsatnamesi verilebilir.” Hukuki düzenlemelerle definecilik yasal izne tabi tutulmuştur.

Yanlış uygulamalar

Zamanın özenle koruduğu geçmişi izinsiz kazılar tahrip ediyor. Yanlış bilgiler ve inanışlar nedeniyle izinsiz definecilik yaygındır. Yanlış bir örnek olarak 2018 yılında Anadolu Definecileri Eğitim ve Araştırma Derneği kurulmuş ancak Kültür ve Turizm Bakanlığı ve Arkeologlar Derneği’nin çabaları ile dernek, 2019 yılında kendi kendini feshetme kararı almıştır. Bir başka örnek de Manisa Salihli’de, Lidya Devleti’ne başkentlik yapmış Sardes Antik Kenti’nde yapılan kaçak kazılardır. Defineciler izinsiz kazılarla buluntulara zarar vermişlerdir. Antalya’nın dağlarında da neredeyse delik deşik edilmemiş antik kent kalıntısı bulunmamaktadır. Oysa bu eserlerin gelecek nesillere doğru aktarılabilmesi, araştırılması ve belgelenmesi için arkeolojik yöntemlerle ortaya çıkarılması gerekmektedir. Kültürel mirasımızı korumak için birçok mevzuat düzenlenmiş hatta uluslararası sözleşmelere taraf olunarak gerekli adımlar atılmıştır. Bu hukuki düzenlemelerden daha önemlisi vatandaşlık görevimiz olarak benimseyip tarihimize sahip çıkmak ve koruma bilincine ulaşmak olmalıdır. Bu şekilde sorunun temeli çözümlenecektir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir